KULLANICI GİRİŞİ GİRİŞ

Menü

ok tuşları ile geçiş yapabilirsiniz
Bitiş: 26 Mayıs 2018 - 13:00:00

KALAN SÜRE

Pey Verme Süresi Bitmiştir.

HAYRET. İstanbul: Matbaa-i Ebüzziya, 1302 [1885]. 29 s., 18x12 cm., karton kapaklı, Özege 18702.

LOT NO: 316

AÇILIŞ FİYATI

350

Şehrayin ve sihr-i beyan.

Adana’da çiftçilikle uğraşan Hacı Hüseyin Ağa’nın oğludur. Asıl adı Mehmed Bahâeddin’dir. Devrinde daha çok Hoca Hayret adıyla meşhur oldu. İlk tahsilini Adana’da tamamladı. Bu sırada Arapça ve Farsça öğrendi. Daha sonra İstanbul’a giderek Süleyman Subaşı Medresesi’ne girdi; ayrıca hocalık için açılan imtihanı kazanarak Dârülmuallimîn’den diploma aldı. Bir süre Adana ve Söğüt rüştiyelerinde görev yaptıktan sonra İstanbul’a döndü. Önce Prens Mustafa Fazıl Paşa’nın konağında hocalık yaptı. Daha sonra 1876’da Üsküdar Paşakapısı ve 1878’de Gülhane Askerî Rüşdiyesi’nde Türkçe dil bilgisi, ardından da Mekteb-i Sultânî’de Türk edebiyatı dersleri verdi. 1881’de kütüphaneler müfettişliği, 1886’da Maarif Nezareti Teftiş ve Muayene Encümeni âzalığı, 1892’de Kandiye İdadisi edebiyat hocalığı yaptı; 1908’de Dârülfünun ulûm-ı dîniyye ve edebiyye şubeleri müdürlüğünde bulundu. Otuz bir Mart Vak‘ası sırasında başmuharrirliğini yaptığı İslâm Mecmuası’nda yayımlanan bir makalesi yüzünden Rodos’a sürüldü; ancak 1910’da affedildi. 17 Eylül 1913’te İstanbul’da öldü ve Merkezefendi Kabristanı’na defnedildi. Muallim Naci mektebine mensup şairler arasında belli bir yeri olan Hayret, devrinde daha çok klasik tarzdaki şiirleriyle tanınmıştır. Çağdaşları arasında sözünü sakınmamakla da şöhret kazanan şair, bilhassa hicivleriyle dikkati çekmiştir. İlmî yazı ve münakaşalarının çoğu Beyânülhak, Sırât-ı Müstakim ve Sebîlürreşad mecmualarında yayımlanmıştır. Yaratılıştan hür fikirli olan Adanalı Hayret devrinin birçok aydını gibi önce Sultan II. Abdülhamid’e cephe alarak İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne girmiş, kısa bir müddet sonra cemiyetin iç yüzünü anlayınca da ayrılmıştır. Dil, edebiyat, şiir ve tasavvufî konularda geniş bilgisi olmasına rağmen makaleleri dışında fazla eser bırakmamıştır. Şehrâyîn ve Sihr-i Beyân (İstanbul 1302) adlı iki bölümden meydana gelen mesnevi tarzındaki eserinin birinci bölümünde Sultan II. Abdülhamid, ikinci bölümünde de Sadrazam Said Paşa methedilmektedir.” (İslâm Ansiklopedisi, cilt 1., 353 ss.)